German Hound ırkının Roma İmparatorluğu döneminden bu yana varlığını devam ettirdiği bilinmektedir. Avcılık süreçlerinde başarısı ile Romalıların dikkatini çeken bu ırkın özellikle dikkat çeken koku takip etme yeteneğinin vazgeçilmez bir öneme sahip olduğu bilinmektedir. 1848 yılında yaşanan gelişmeler ile avlanma alanlarında büyük kısıtlamalar meydana gelmesi ile ırkın yaygınlığı azalmaya başlamıştır.
Danish–Swedish Farmdog bir çiftlikte gerekli olabilecek bilumum ihtiyaçların karşılanması için eğitilebilirliğe sahiptir. Özellikle farelerin avlanması konusunda çok büyük bir yeteneği bulunduğunun da ayrıca belirtilmesi gerekir. Hassas duyuları ile o dönem en yaygın hastalık yapıcı haşerelerden olan farelerin yakalanması için çok büyük bir performans aracıdır. Özellikle 1900lerde türleri tehlike altına girmiş ve bu nedenle koruma çalışmaları başlatılmıştır.
German Pinscher atikliği ve her daim alarm halinde olması ile uzun yıllar boyunca tehlikelere karşı adeta bir uyarı mekanizması olarak kullanılmıştır. Bu ırkın Pinscher ile yakından bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Detaylı gen haritasında bakıldığında Doberman ile de bir genetik bağlantısı olduğu öne sürülmektedir.
Tazy Asya’nın avcılıkta en sık kullanılan ırklarındandır. Türkiye’de de yaygın olarak kullanılmış ve tarihi bağlamda bu coğrafyada da önem arz etmektedir. 1500lerden Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine kadar ava çıkılan süreçlerde eşlikçi hayvan olarak kullanılmıştır.