Spanish Water Dog özellikle çok farklı alanlarda göstermiş olduğu üstün performans ile fark yaratmaktadır. Hem su kenarlarında hem de çayırlarda verilen sorumluluğu yerine getirmektedir. Bu ırkın İspanya’ya Afrika’dan geldiği düşünülmektedir. Afrika’dan gelen numune örnekler ile İspanya’nın yerel köpekleri ile melezlenmeler yaşanmıştır.
Artois Hound ortalama 500 yıldır yaygın şekilde varlığını sürdüren ırklar arasında yerini almaktadır. Bloodhound ırkının bir devamı niteliğindedir. 1600 ve 1700lü yıllarda avcılığın aristokratlar arasında oldukça yaygın şekil alması ile bilinirliği artsa da 1900li yıllarda ırkın zarar gördüğü anlaşılmaktadır. Bilhassa Birinci ve İkinci Dünya Savaşı döneminde bu ırkın hem sayı hem de gen havuzu bakımından büyük yaralar aldığı bilinmektedir.
Pug Çin İmparatorluğu’nda en sevilen ve kraliyet köpeği olarak da anılan ırklar arasında yerini almış durumdadır. Uzak Doğu Hükümdarlarının sıklıkla tercih ettiği hareket kabiliyeti ile dikkat çeken ırklar arasında kendini göstermektedir. Bu ırkın özellikle gelişimindeki dönüm noktası Hollandalı tüccarların ırkı alarak Avrupa’ya numuneler getirmesi olmuştur. Bu şekilde Avrupa’da yaygınlık kazanmış günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Sapsali Kore denildiği zaman akla gelen ilk köpek ırkları arasında kendini göstermektedir. Bu ırkın özellikle Kore’de koruma altına alınması ve sayılarının tehlike altına girmesinin önlenmeye çalışılması dikkat çeken hususlar arasında kendini göstermektedir. Bu ırkın özellikle Kore’nin Japon sömürgesi dönemlerinde kurban edilmek için kullanıldığı da tahmin edilmektedir.