Leonberger ırkının geliştirilmesinde Heinrich Essig isminin katkıları oldukça büyük olmuştur. Irkın oluşturulması için çalışmalara 1880lerde başlanmıştır. Bu ırkın ismini yetiştiği Alman kasabasından aldığı bilinir. Irkın genetik haritasında St. Bernard’ın önemli bir yer tuttuğu tahmin edilmektedir. Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nın şiddetli etkisi ile ırkın bu süreç içerisinde zor dönemlerden geçtiği sayılarından dahi anlaşılıyor.
Rafeiro Do Alentejo ırkının köken bakımından Molosser ırkı ile yakından bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Molosser ırkının en belirgin özelliği olan dayanıklılığın bu ırkta da kendini gösterdiği açıktır. Irkın sadece hayvan koruma sürecinde değil aynı zamanda büyük arazilere sahip olan çiftliklerin korunması sırasında da çok büyük önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Irkın resmi standartlarının belirlenmesi ise 1953 senesinde tamamlanmıştır.
Chukotka Sled Dog ırkının Chukchi halkının av aşamasında en sık kullandıkları ve yaşamlarının artık ayrılmaz bir parçası olan ırklardan biri olduğu bilinmelidir. Özellikle soğuğa olan dayanıklılığı ile adından sıklıkla söz ettirmektedir. Arkeolojik kalıntılara göz atıldığı zaman bu ırkın özellikle milattan önce 5000 yılına kadar tarihlenebilen buluntularda karşımıza çıkması dikkat çekicidir.
Czechoslovakian Wolfdog genetik yapısı incelendiği zaman Alman Çoban Köpeği’nin bu gelişim haritasında çok büyük öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Özellikle geliştirme faaliyetlerinde dişi kurtla erkek köpeğin bir araya getirilmesi ve bir alternatif olarak erkek kurt ile de dişi köpeğin melezlenmesi sonucunda bu ırk ortaya çıkmaktadır.