Bull Terrier genetik soy geçişleri içerisinde İngiliz Terrier ile Bulldog melezlemesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Daha sonrasında 1900lü yıllarda melezleme aşamasına Staffordshire Bull Terrier de dahil edilmiştir. 1930lu yıllarda köpek standart kazanmış ve birçok kulüp tarafından da dikkate alınmış ve tanınmıştır.
Chinook köpek ırkının bilinçli olarak yapılan melezlemeler sonrasında ortaya çıkarıldığı bilinmektedir. Bu aşamada özellikle ana amacın kızak köpekleri geliştirmek olduğu varsayılır. Bilhassa ana melezleme kaynağı olarak Mastiff ırkı tercih edilmiştir. 1920li yıllarda türün hız ve dayanıklılık konusunda sergilemiş olduğu başarının global olarak tanınırlığını artırdığı görülmektedir.
Mental ve bedensel gücü ön planda olan Alaskan Husky bulunduğu koşullara daha iyi uyum sağlaması adına özel çaprazlamalardan geçirilmiştir. Özellikle Kuzey ülkelerinin diğer köpekleri ile gen çaprazlaması sonrasında daha dayanıklı ve dikkat çeken bir ırk oluşturulması adına çaba sarf edilmiştir. Vahşi yaşantısından tam olarak koptuğu söylenemeyen bu ırkın insanlar ile ilişkisi de oldukça eskiye dayanır.
English Mastiff ırkının ortaya çıkma sürecinin Roma İmparatorluğu’na dayandığı düşünülmektedir. Jül Sezar’ın Britanya’ya karşı yapmış olduğu seferlerde adanın Roma’ya karşı savunulmasında kullanılan Mastiff ırkından oldukça etkilenmiştir. Daha sonrasında Britanya’dan Roma’ya bu ırkın getirilmesini istemiştir. Irkın özellikle dövüş sporlarında da yer bulduğu görülmektedir. Mastiff ırkının Avrupa tarihinin önemli savaşlarından olan Agincourt Muharebesi sırasında da savaştırıldığı görülür.