Greyhound ırkının Avrupa’da ele alınan sanat eserlerinde yaygın şekilde görülmesine rağmen bu ırkın genetik yapısının Mısır’dan bu yana devamlılığını sürdürdüğü bilinmektedir. Bilhassa diğer köpeklerden koku takip yeteneği ile ayrılması ve av köpeklerinin de büyük bir kısmının atası olarak bilinmesi dikkat çekmektedir. Mısır’da Firavunlar döneminde adeta gösterişin ve korkunun sembollerinden olmuşlardır.
Labrador Retriever ırkının bilhassa Newfoundland kıyılarında sıklıkla rastlanan köpeklerden biri olduğu yapılan çalışmalarda anlaşılmaktadır. Bu ırkın atalarının özellikle balıkçılara av sırasında yardımcı olmaları ve onlara koruma sağlamaları ile bilinen köpeklerden olduğu görülüyor. Bu ırkın gelişiminin özellikle 1800lerin başında duraksadığı ve ırkın yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı not düşülmelidir. Irkın devamlılığı için gelişmiş tedbirler alınmıştır.
Bernese Mountain Dog İsviçre gibi büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve bununla bağlantılı olan süt ürünleri konusunda aktif rol oynayan ve hayvanların güdülmesinde çok karakteristik bir yere sahip olan köpek ırkları arasındadır. 1800lerde hayvan soyunun genetik kalitesi bakımından sorunlar olsa da; 1900lerde girişilen çaba ile genetik sağaltım sağlanmıştır.
Curly-Coated Retriever ırkının ortaya çıkışında İngiltere’de geçmiş yüzyıllarda yaygın olarak görülen Water Spaniel ırkının bir devamı niteliğinde olduğu düşünülmektedir. Hızlı harekete geçme kabiliyeti ve dikkat çeken yapısı ile av sırasında göz kamaştıran etkisi vardır. Özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda gibi alanlarda sıklıkla tercih edilmektedir. Yapılan çalışmaların sonucunda standartlar belirlenerek kulüpler tarafından 1924 senesinde tanınmıştır.