Italian Greyhound tazılar arasında en narin görüntüye sahip olan ırklar arasında kendini göstermektedir. Arkeolojik kalıntılar ile alakalı incelemeler yapıldığında bu ırkın tarihinin ortalama 2000 sene önceye dayandığı görülmektedir. Bilinirliği oldukça yüksek olmasına rağmen ırkın tescil edilmesinin 1880lerde tamamlandığı anlaşılıyor.
Scottish Deerhound ırkının tarihi o kadar eskiye dayanıyor ki bu bilgilerin ne kadarı efsane ne kadarı mit tam olarak emin olamıyoruz. 800lü yıllardan bu yana varlığını sürdürdüğü iddia edilen ırklardandır. İtaat yeteneği yüksek olduğu için büyük boyutlu hayvanların avı sırasında en sık tercih edilen köpek eşlikçilerden bir tanesidir.
Staffordshire Bull Terrier ırkının genetik haritasında Bulldog ve Black and Tan Terrier ırklarının oldukça baskın şekilde varlığını devam ettirdiği tespit edilmiştir. Bu ırkın üzerinde en temel olumsuzlukların başında saldırmaya meyilli olması gelmektedir. Hatta melezleme aşamasında ortaya çıkan örneklerin bir kısmının dövüş köpeği olarak kullanıldığı biliniyor. Staffordshire ırkının son melezleme çalışmalarının ana hedefi ise daha insan canlısı bir tutumun benimsenmesi olmuştur.
Griffon Nivernais ırkının Fransa’da dağlık alanlarda özellikle sürülerin kurt saldırılarından korunması için kullanıldığı görülüyor. Hala aynı amaçlar ile kullanılmaya devam eden ve varlığın sürdüren ırklardandır. Bu ırkın bir diğer adlandırılmasının da Chien Gris de St. Louis olduğu düşünülmektedir. Sadece soylular arasında değil, aynı zamanda halk arasında da yaygın olan ırklardan olması dikkat çekmektedir.