Japanese Spitz ırkının kökenlerinin Sibirya ve Çin olduğu ve bu coğrafyalar üzerinden Japonya’ya getirildiği savı ortaya atılmaktadır. Bölgede bulunan diğer köpeklerde olduğu gibi İkinci Dünya Savaşı’nın bu ırk üzerinde oldukça yıkıcı bir etkiye sahip olduğunun belirtilmesi gerekmektedir. Özellikle standartlarının belirlenmesinde gecikmeler yaşanmış olan ırklardandır. 1948 senesinde standartlarının kesin olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Cantabrian Water Dog özellikle İber Yarımadası’nda küçük balıkçı köylerinde varlığını sürdürmeye devam ettiği bilinmektedir. Bu köpeğin İspanyol Su Köpeği ile benzer atalara sahiptir. Geçmiş yüzyıllarda balıkçılık ile ilgilenen alanlarda kullanılmasının nedeni bu ırkın gemilerin halatlarını yakalamakta göstermiş olduğu atiklik ve başarıdır.
Portuguese Sheepdog ırkının özellikle koyun gütme konusunda başarılı olması dikkat çekerken zaman zaman Portekiz’in iklim koşulları konusunda zorluk yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu ırkın genetik haritasının iyileştirilmesi için melezleme işlemlerini Katalan Çoban Köpeği ve Pirene Çoban Köpeği üzerinden yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Irkın devamlılığını sağlama sürecinde neyse ki Dünya Savaşlarının büyük olumsuz bir etkisi olmamıştır.
Bearded Collie İskoçya’nın engebeli arazilerinde kolaylıkla varlık gösterebilen ırklardandır. Bu nedenle yerel halkın hayatı ile iç içe bir yaşam sürmektedir. Irkın geçmişi hakkında incelemeler yapıldığı zaman Romalıların Britanya Bölgesi’ne giriş yapması ile tespit edildiği iddia edilmektedir. Özellikle İngiltere’de Viktorya Dönemi’nde severek bakılan hayvanlar arasında yerini almıştır.